25/12/2009 - Dümdüz Cümleler
Kelimeler doluyor dilime. Birbirlerini iterek yine, beğendirme çabasındalar kendilerini. Şiir dizesim geliyor vazgeçiyorum. Bir şiirin küstah mısrasına maya olmamalı bu gayretli kelimeler. Ne kadar vakur da olsa şiirin başı, arada sırada ezmeli. Dümdüz cümlelerle mukabele etmeli yüreğine insan. Sırat-ı Müstakim misali...
Neler oluyor yine bilmiyorum. Birleştirmek için her açtığımda bir parçasını daha kaybettiğim bir yapboza döndü hayal. Bense ilk kez yapboz yapan bir çocuk. Kayıp parçanın önemini anlamadan biten kısmını gösteriyorum anneme. Lakin annem de yok. O da kendi yapbozunu tamamlayamamış ki. Sadece ah vah sesleri yükseliyor her anne nidamın ardından.
Beylik cümleler geliyor aklıma şimdi de. Yine yazmayacağım biliyorsun. Çok bilmiş edaları yıldızlara yolladım. Onlara daha çok yakışır diye. Bir de sana yakışırdı biliyor musun? İki kelime ile yüreğimi fethettiğin o günleri özlemeden edemiyorum. Çocuk bakışlarımı bana geri verendin sen. Ve çocuk kaygılarımı. Hayat bu kadar pempeleşmişti işte.
Sen öyle sanıyordun. Çekip gittiğinde her şey bitecek ve hayat senden benden önce nerdeyse ordan devam edecek. Sana inanmak istedim, bütün kalbimle. Bıçakla keser gibi gittiğinde "işte sevdiğim adam" dedim. Ama olmadı güzelim. Kendimi kandırmışım hep. Bütün işittiklerime rağmen hala derman sendeymiş gibi yolunu bekliyorsam, zerrece inanmamışım demek.
İçimde bir köşe hep dile geliyor seni anımsayınca. Kapında buluyorum o yanımı. Oyuncak vitrininin önünden yaka paça götürülen her çocuk gibi, ağlatarak koparıyorum onu senden. Hatta gücüm yetmeyince senin hakkında yalanlar uyduruyorum. Olmadı kendime bile itiraf etmediğim gerçekleri vuruyorum yüzüne. Masum büküp boynunu peşim sıra geliyor. Seni affetmeyen diğer yarımı bu görüntü çok mutlu ediyor. Bense hep o masumdan taraf oluyorum, içimin sesini kimseye duyurmadan.
|